17 Şubat 2012 10:17
Pozitif Yaşam Derneği Üyesi Pınar Öktem, erken yaşta evlendirmeyle genç kadınların ve kız çocuklarının HIV enfeksiyonuna maruz kalma riskinin arttığını belirterek, “Zorla ve çocuk yaşta evlendirme, bir taraftan toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, bir taraftan da çocuk istismarının bir biçimini oluşturmakla kalmayıp, HIV/AIDS’in yayılımına da önemli oranda etki ediyor” dedi.
Öktem, Uçan Süpürge Kadın Dergisi’ne yazdığı yazıda, erken evliliklerinin, HIV virüsünün risk gruplarından genel nüfusa geçtiği bir “köprü” olduğunu vurgulayarak, özellikle 18 yaşından önce evlenen/evlendirilen kız çocuklarının HIV karşısında yüksek risk altında olduklarını hatırlattı.
“EN SIK KORUNMASIZ İLİŞKİ EVLİLİKTE YAŞANIYOR”
En sık korunmasız cinsel ilişkinin evlilik kurumu içinde yaşandığını dile getiren Öktem, ebeveynler ve genç kadınların, “evliliğin HIV virüsüne karşı koruyucu olduğuna” inandıklarını bildirdi. Erken yaşta evlenen kadınların ve kız çocuklarının kendilerinden yaşça çok daha büyük erkeklerle evlendirildiklerinin altını çizen Öktem, “Bu durumun sonuçlarından biri, yaşça büyük erkeklerin, cinsel deneyimlerinin daha fazla olması nedeniyle, cinsel yolla bulaşan bir hastalıkla ‘enfekte olmuş’ olma ihtimallerinin fazla olmasıdır” dedi.
Erken yaşta evlenen kadınların ve kız çocuklarının HIV hakkında bilgi ve eğitim alma olanaklarından yoksun kaldıklarını ifade eden Öktem, şunları ekledi:
“Erken evliliklerin HIV’e maruz kalma oranına etki etme sebeplerinden biri de gelişmekte olan ülkelerde evliliğin; genç kadınları ailelerinden ve arkadaşlarından ayıran, onları sosyal hayattan izole eden, sosyal ve coğrafi hareketlerini kısıtlayan ve ayrıca herhangi bir bilgilendirme kaynağından, özellikle de okuldan koparan bir kurum olmasıdır.
HIV/AIDS ile ilgili geliştirilen politikalarda, erken evliliğin etkisini göz ardı ediliyor. Ülkelerin, kendi nüfusları içerisinde erken evliliklerle HIV arasındaki bağlantıyı ortaya koyup buna göre politikalar üretebilmeleri için özellikle iki konu üzerinde veri toplanması gerekiyor: Genç yaş grubunda evlilik kurumu içerisinde korunmasız cinsel ilişki sıklığı ve yine bu yaş grubundaki evliliklerde erkek ve kadın arasındaki yaş farkı ortalaması.
HIV/AIDS’e yönelik stratejilerin; yasal evlilik yaşının yükseltilmesi ve zorla evliliklerin yasa dışı kabul edilmesini de içerecek şekilde, toplumsal cinsiyete duyarlı ve insan hakları normları temelinde geliştirilmesi ve uygulanması gerekir.”(ANKA)
(AYÇ/ÖMR)



Türkiye’deki kadın hareketi aslında son yüzyılın değil son 150 yılın en önemli hareketi. 1843 yılında başlayan hareket günümüze kadar katlanarak ve şekil değiştererek geliyor. İşte Türkiye’de kadın hareketinin kronolojisi.