Bugün 21 Mayıs 2012, Pazartesi
Oya ENGİN

Ah bu şarkıların gözü kör olsun

03 / 02 / 2012 14:35
 

Hava karlı, kabus gibi...

Medya devamlı insanları uyarıyor.  Mecburiyetiniz yoksa evden çıkmayın diye.

Biz ne yaptık?

 İstanbul’dan  Ankara’ ya yola çıktık.

İnsanlar kaç yaşına gelirlerse gelsinler  maceracı ruhları değişmiyor. Yaşamlarının yaklaşık 35 yılını bir arada geçirmiş iki  arkadaş hep böyleydik.  Zorluklar bizi yıldırmıyor.  Araç şöförü  ;  size madalya takarlar inanın ,  bu havada bir çok kadın değil  yola  mahalledek i markete bile çıkmıyor.  Siz iş seyahatine çıkıyorsunuz dedi.

Yolculuk yazılı ve görsel basında görüldüğü şekilde ama kazasız belasız gidiş istikametinde sonlandı. Ankara’da ki  bir kaç saatlik işimizi tamamladıktan sonra tekrar İstanbul’a doğru yola çıktık.

Dönüş yolunda araç içinde çalışma sırasında bilgisayar çantamızdan bir cd çıktı. Çalmaya başladık...

Yoğun kar yağışı altında  buzlu ve karlı yolların  üzerinden  neredeyse   kayarak giderken birden bir sıcaklık arabanın içini,  oradan da bizleri sarıp sarmaladı. Zaman tüneline girmiş gibi olduk.   Bir cd sayesinde birden 2012 ler yerine  1970 li yıllarda bulduk kendimizi.

Müziğin etkisiyle çalışmayı  falan bir kenara bıraktık.  Zor şartlarda  bir  yolculuk yaptığımızı unuttuk.  Termosumuzdaki  sıcak suyla bir güzel kahvemizi  yapıp  koltuklarımıza biraz daha rahatça oturarak  kendimizi müziğe teslim ettik.

En büyük zenginliğin aşk olduğunu vurgulayan bir şarkı;

 Olmaz olsun cüzdanımda milyonlar, kalbimde sevgin oldukça , zenginlik, mal, mülk, para neye yarar yanımda sen olmayınca derken,

Kalbinden şikayetçi olan bir başkası ;

Ah kalbim ben senden çok çektim vallahi sen delisin, delisin, diyerek öz eleştiri yapıyor.

İlk Eurovision şarkımız ise,

 Seninle bir dakika , umutlandırıyor beni ,bir dakika siliyor canım, yılların özlemini , hasret tükenmez gibi , kavuşmak bir dakika,  sevmek bir ömür sürer…

 diyerek aşk dolu  bir dakikanın tüm özlemleri bitirdiğini söylüyor.

Aşka küsen biri  ise,

Son verdim kalbimin işine,  aklım ermedi  gidişine  diyerek  aşka küsme nedenini açıklıyor.

 Aşk temalı şarkılar peş peşe sıralanıyor…

 Dizlerim titrer sen görününce , hani o gelişin var ya ,  aklımdan çıkmaz bütün ömrümce,  o  çapkın gülüşün var ya,  senden başka ,  senden başka ,sevemem ben hiç kimseyi…

Bir tanem söyle canım,  ne dilersen dile benden, istersen dost olalım göklerdeki turnalarla, istersen evlenelim davullarla zurnalarla, istersen çınlatalım dört bir yanı şarkılarla…

Akıllarda kalan, eskimeyen,   dinlendiği zaman insanları peşinden sürükleyen şarkılar hep aşk şarkıları. Ben zamansız şarkılar diyorum bunlara…

1970 li yıllarda bu şarkıların kıymetini bilememişim.  Yaşım küçüktü. Gerçek aşklardan habersizdim. O yıllarda memleket meseleleri, insan hakları, özgürlükler ile o kadar meşgulmüşüm ki  aşkı ıskalamışım.

 Hava soğuk, şarkılar sıcak. Melodiler havadaki ve yollardaki buzları eritti. 6 saat nasıl geçti. Bilemedik. Tipiden geçtik, buzlarda kaydık, rampalardan çıkamadık . Zincir taktık, zincir çıkardık.  Ama olsun.  Ankara-İstanbul arasında  yolculuk yaparken müzik aracılığıyla aşk’ı yeniden irdelemek ve aşkın müzik, müziğin kadınlar üzerindeki etkisini tartışma fırsatı bulduk.

Ve...Bu sabah uyandığımda pencereden nazlı nazlı  yağan kar  tanelerini izlerken  uzun yıllardır ilk defa şarkı söylerken buldum kendimi.

Sevmek için yaratılmış kalpler hep bomboş niye, sevmesini bilmiyorsan bakma sakın gözlerime, mutluluğu arıyorsan inan inan sözlerime , yok yok yalan deme sevgi denen o gerçeğe, sevmek acı gerçek acı benzer birbirine , sevmesini bilmiyorsan bakma sakın gözlerime,  mutluluğu arıyorsan inan inan sözlerime,  yok yok yalan deme sevgi denen o gerçeğe , sevmek acı gerçek acı benzer birbirine…

Ne diyeyim bilmem ki, hazır sevgililer günü de yaklaşırken…

 Ah bu şarkıların gözü kör olsun…



Etiketler :  Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Yukarıya Çık
REKLAM
Ziyaretçi Yorumları
Bu haber hiç yorumlanmamış.
Bu haber hiç yorumlanmamış.
Yukarıya Çık
  • TÜRKiYE'DE KADIN HAREKETiNiN YÜZYILI KRONOLOJiSi

    TÜRKiYE'DE KADIN HAREKETiNiN YÜZYILI KRONOLOJiSi

    Türkiye’deki kadın hareketi aslında son yüzyılın değil son 150 yılın en önemli hareketi. 1843 yılında başlayan hareket günümüze kadar katlanarak ve şekil değiştererek geliyor. İşte Türkiye’de kadın hareketinin kronolojisi.